Anasayfa 10 Akaid/Kelam 10 SÜNNİLİĞİN İFLASI VİDEOSUNA CEVAP
SÜNNİLİĞİN İFLASI VİDEOSUNA CEVAP

SÜNNİLİĞİN İFLASI VİDEOSUNA CEVAP

SORU

www.youtube.com/watch?v=-tSM3JW37Bw
Hocam bu videoya cevap verebilir misiniz ? Bir de şii – sünni ayrımlarından olan sahabe kavramı hakkında bilgi, kuranda geçen sahabe kavramına şii lerin sahabe kavramı mı sünnilerin (bizlerin) sahabe kavramı uygundur ? Bu konuda neden şiiler ayrıdır ? Hakiki sahabe anlayışı nasıl olmalıdır ?
Hocam şimdiden teşekkür ederiz bu konuların video olarak verilen sorulara kaynaklı ve açıklayıcı verilecek sorular çok kişiye vesile olacagına inanıyorum.

 

CEVAP: İBRAHİM HALİL ER

Hz. Osman’ın Şehadeti (17 Haziran 656)
Hz.Osmanı’ın Evi 20 gün kuşatıldı. (Aslında kafile Medine’de 40 günden fazla kalmışlardı. Fakat evin kuşatılması 20
gün kadar oldu.) Grubun içerisinde Hz. Ebubekir’in oğlu Muhammed’de bulunmaktadır. İstediği valilik verilmediği için düşman olmuştu. Hatta rivayete göre Hz. Osman’ın evine giren grubun içerisinde bulunmuş ve Hz. Osman’ı
sakalından tutmuştur. Bunun üzerine Hz. Osman “Şu anda baban burada olsaydı ne derdi” deyince utanmış ve
oradan uzaklaşmıştır. Başka bir rivayete göre ise Hz. Osman ona ancak “sakalımı bırak” diyebildi. Hz. Osman’ın
evine ilk giren diğer kişiler de; Kinane b. Bişr, Ömer b. Badeyl Verka, Amr b. Huruk, Sudan b. Hurma, Abdurrahman
b. Udeys’tir. Kendisine ilk vuran kişi Niyar b. İyad el-Eslemi’dir. Ardından Muhammed b. Ebubekir onun sakalından
tuttu. (Yukarıda anlattığımız diyaloglar gerçekleşti. )
Hz. Osman’ı öldüren kişi el-Gafiki’dir. O, elinde bulunan bir demirle hz. Osman’a bir darbe indirmiş ve mushafı da
ayağıyla tekmelemiştir. Mushaf dönüp dolaşıp hz. Osman’ın önüne düşmüş, hz. Osman’ın akan kanları Mushaf
üzerine damlamağa başlamıştı. Ardından Sevdan b. Himran Hz. Osman’a vurmak için kılıcını çekti. Bu sırada Hz.
Osman’ın hanımı Naile elini uzatmış ve parmakları kesilmişti. Ardından kılıç darbeleri hz. Osman’a gelmeye başladı.
Başka bir rivayete göre de hz. Osman’ı Kinane b. Bişr et-Tüceybi öldürmüştü. Hz. Osman’ın kanı “Onlara karşı Allah
sana yeter” (Bakara 2/137) ayeti üzerine damlamıştı.

Konu ihtilaflı. Farklı rivayetler var. Kimin öldürdüğü net değil. Ben sadece en kuvvetlisini aldım. Ama bu ekip bu işi birlikte işlemiş. Benim tespit edebildiğim liste şudur.

1. Muhammed b. Ebubekir:
2. Kinane b. Bişr et-Tüceybi
3. Ömer b. Badeyl Verka
4. Amr b. el-Hamık b. Kâhil (Kâhin) el-Huzâî
5. Suvdan b. Himran el-Muradî
6. Abdülrahman bin Hudays el Belavî
7. Ğafiki b. Harb el-Hakki

SORU: Pekala hocam bu sahabinin adaleti hakkinda muhaddisler bir tercihte bulunmamislar mi?

CEVAP
Ibrahim Halil Er: Öldürenlerin liste aşağı yukarı bu. Fakat bunlar sadece doğrudan hz. Osman’ı kılıçlayanlar. Yoksa
evini kuşatanlar ve Medine’yi kuşatanları sayarsak bin kişiyi geçen bir savaşçı var… Fakat burada o bin kişiyi aslında
Medine halkı püskürtebilirdi. Etkin kişiler hz. Ali, Talha, Zübeyr, Hz. Ayşe gibi şahıslar tamamen küsmüş durumda. Dolayısıyla hz. Osman’ın arkasında bir halk desteği olmadığından kendi başkentinde tek bir adam olarak kaldı. İşgalciler gönül rahatlığıyla Medine’de dilediklerini yaptılar. Fakat burada hz. Osman’ın yardım istemediği ve Medine halkından da kendisini korumalarını istemediğini kaynaklar belirtmektedir. Kanımca o, isyancıların eylemlerini yapacaklarını ve yumuşak başlılık gördüklerinden geri çekileceğini düşündüğü gibi, kendisi yüzünden bir kardeş savaşının da olmasını istememiştir.

Ibrahim Halil Er: Doğrudan hz. Osman’a öldürücü darbeyi vuranların net olmamasının nedeni isyancıların birbirlerine sahip çıkması ve katil kim diye sorulduğunda hepsinin topyekün ayağa kalkmasıydı. Görgü tanığı hz.Osman’ın eşi Kelp kızı Naile’dir. O da sadece Hz. Ebubekir’in oğlu Muhammed’i teşhis etti. Hz. Ali sorguladı. Fakat onun olay mahalinden terk ettiğini iddia etmesi üzerine serbest bırakıldı. Halbuki gerçek bir soruda o kişiye suç ortaklarının adı sorulurdu. Diğer katillerin adını vermesi istenirdi. Fakat bu yapılmadı. Hatta hz. Ali onu Mısır’a vali yaparak ödüllendirdi. Bu da haliyle umeyyeoğullarının tüm öfkelerinin hz. Ali’ye yönelmesine ve olayın arkasındaki asıl kişinin hz. Ali olduğu iddiasını seslendirmelerine yol açtı…
Ibrahim Halil Er : İsyancılar hz. Osman’ın mezarının cennetülbakiye gömülmesine izin vermediler. Bu nedenle
cennetülbakinin yanına defn edildi. daha sonraki dönemlerde hz. muaviye cennetülbakiyi genişleterek onu da dahil
etmiş oldu. Gerçe hz. Ali hz. Osman’ı savunması için iki oğlu hz. Hasan ve Hüseyin’i görevlendirmiş ve onlar
kuşatma sırasında yaralanmışlardı….

SORU : Sahabilerin adil olması meselesi?
Ibrahim Halil Er:  Sahabelerin adil olması kavramı onların Peygamberden rivayet ettikleri hadislerde yalan
söylememeleri anlamına gelir. Yoksa onların masum olduğu anlamına gelmez. Videoda konuşan şii olduğu için onlar
masumiyet ilkesini kabul ettiklerinden ehli sünnetin sahabelerin adaletini öyle yorumlamıştır. Bize göre sahaba
masum değildir. Günah işleyebilir. hata yapabilir. ama rivayetlerinde kesinlikle bunu yapmaz, adildir. hata yapması
veya yanlış içtihatlarda bulunması, yada birbirleriyle savaşmasından dolayı onları sövmez, kötü laf etmeyiz… bunlar
içtihattan kaynaklanır.

Hamdi Ilik Hocam karşı taraf diyor ki bu kadar büyük günah işleyen kişi rivayette niye yalan soylemesin diyor. Peki
buna ne diyor muhaddislerimiz

Ibrahim Halil Er yorumu yapan şia alimi olduğundan şiada bu tür siyasi olaylar aynı zamanda akidedir. o ehli
sünnetin de böyle baktığını sanmıştır. bizde bu olay bir akide değildir. hz. Ali ve Hz. Muaviye arasındaki olay
siyasidir. biz bu olaylara bakarken bir tarafı kötüleme diğerini savunma şeklinde bakmayız. Sad b. Ebi Vakkat ve
Abdullah b. Ömer’in yaklaşımın sergileriz. İki tarafı da hayırla yad ederiz. aralarındaki sorunu din kabul etmeyiz.

Ibrahim Halil Er Ehli sünnet, Hz. Muaviye dahil hiç birisinin resulullahtan rivayet yaparken yalan söylemediğini
savunur. Sahabenin adaleti kavramı zaten burada kullanırız. Onların imanı imanı şuhudidir. Bizzat kaynağından
almıştır. Bizzat Resullahtan almıştır. Resulullahtan rivayetlerinde kesin güven vardır. Yalan söyleselerdi rivayetlerde
tenakuz oluşurdu. Halbuki sahih rivayetlerde böyle bir tenakuz yoktur.

Ibrahim Halil Er: Şia, sahabeye olan nefretini tekfire kadar götürmüştür. Peygamerin eşini zinayla itham etmiştir.
Halbuki Sahabeler birbirleriyle savaşırken bile kimse kimseyi tekfir etmemiştir. Birbirlerinin adaletine saygı
göstermişlerdir. Talha (ra) ve Zübeyr (ra) Cemel savaşında hz. Ali’nin ordusu tarafından şehit edildiklerinde hz. Ali
çok üzülmüştür. Yanilen müslümanları islami usullere göre gömmüştür. Peygamberin hanımını her türlü saygı ve
hürmetle Medineye göndermiştir. Bizzat hz. Ali diğerlerinin imanına adaletine bir şey dememiştir. …. Hiç bir sahabi
muhalifi olduğu diğer sahabinin imanına bir şey söylememiştir…

KİMLER SAHABİ
Ibrahim Halil Er Her peygamberi gören sahabidir. Ama ehli sünnete göre tüm sahabelerin derecesi aynı değildir. en
efdalleri dört halifedir. o da sırasına göredir. sonra aşeri mübaşere, sonra bedir ehli, biatı rıdvan, uhut ehli, hicret
edenler, ensarlar…. böyle gider. ayrıca her sahabe rivayet etmemiştir. sahabeler içinde de alim olanı vardır, cahil
olanı vardır. müçtehit sahabe vardır, o müçtehit sahabenin hükmüne uyanlar vardır. sahabelerin rivayet ettiği
hadisler hanefilere göre müçtehit, fakih sahabenin hadisine aykırıysa müçtehit sahabenin kavli tercih edilir. Haberi
vahit konusu tartışmalıdır… yani öyle dışardan bir iki olaya bakarak ehli sünneti çökertemezsiniz. 1400 yıllık birikimin
ve cedel meydanının muzaferidir ehli sünnet. ehli sünnet alimleri herkesle yaptıkları cedelleri kazanarak bugüne
kadar gelmişlerdir. fikirler bu cedellerle iyice sağlamlaşarak bize intikal etmiştir. biz bize intikal eden bu mirası bile
bilmiyoruz. sadece mirasımızı öğrensek bugün kimse karşımızda konuşmaz. o şii alimin babalarını ehli sünnet
alimleri defalarca mat etti… meydanı boş bulmuş üfürüyor…

Ibrahim Halil Er

Hz. Ali Kendisini Savunuyor
Hz. Ali Haricilerle yapacağı savaş öncesinde onların kendisine karşı gelmelerinin nedenini öğrenmek için
Haricilerden birisini yanına çağırır. Onların yaptığı eleştirileri cevaplar. Bu bir anlamda hz. Ali’nin icraatlarını
savunması olduğundan oldukça ilginç bir diyalogtur:
“Benden niçin intikam almak istiyorsunuz.?” Dedi.
Ona şu cevabı verdiler. “Senden intikamını almak istediğimiz şeylerin başında şu gelmektedir: Biz, Cemel günü,
senin saflarında savaştık. Cemel ashabı yenilgiye uğradığında, sen, bize yalnızca onların askerlerinde bulduğumuz
malları almamıza izin verdin ve onların kadınları ile çocuklarını almayı yasakladın. Bu durumda, kadınlar ve çocuklar
dışında mallarını nasıl oldu da helal kıldın?” Bunun üzerine Ali şöyle dedi:
“Ben, size, onların mallarını, yalnızca, ben üzerlerine yürümeden önce Basra Beytul Malından aldıkları şeylerin
karşılığı olmak üzere mübah kıldım. Kadınları ve çocukları ise, bizimle savaşmamışlardı. İslam’ın onların hakkındaki
hükmü, Darul İslam hükmü şeklindedir ve üstelik, onların hiçbiri İslam’dan çıkmış değildir. Öte yandan, eğer size
kadınları (esir almanıza) izin verseydim, hanginiz Ayşe’yi hissesine alırdı?”
Bu söz üzerine topluluk utandı ve sonra ona dediler ki: “Senden öç almak istiyoruz. Çünkü seninle Muaviye
arasındaki yazışmada, Muaviye, seninle bu konuda çekiştiği için, adının başındaki Emirul Mu’minin sıfatını sildin.”
Ali, buna şu cevabı verdi: “Ben, Allah’ın salat ve selamı ona olsun Allah’ın Resülü’nün Hudeybiye günü yaptığını
yaptım. O zaman, Suheyl b. Amr ona, “Eğer senin Allah’ın Resulü olduğunu bilseydim, hiç seninle çekişir miydim?
Onun için, kendi adını ve babanın adını yaz! Deyince, o (Resulullah) da, “Bu, Muhammed b. Abdillah ile Suheyl b.
Amr’ın üzerinde anlaştıkları şeydir.” Diye yazdı. Allah’ın Resulü, bana onlarla ilgili olarak böyle bir şeyin bir gün
banim de başıma geleceğini haber vermişti. Böylece benim bu konudaki oğullarıyla olan hikayem, Resulllah’ın,
onların babalarıyla olan hikayesinin aynıdır.”
Bunun üzerine ona dediler ki: “ iki Hakem niçin, eğer ben hilafete ehil isem beni tasdik ediniz, dedin? Eğer halifeliğin hakkında, bizzat sen kendin şüphe içinde olursan, başkaları senin hakkında şüpheye düşmekte, elbette daha haklı olacaklardır.”
Bunu üzerine Ali, şu cevabı verdi: “Ben, böyle davranmakla yalnızca Muaviye’ye karşı adil olmak istedim. Eğer
hakemlere, “Benim halifeliğime hükmediniz” demiş olsaydım, buna, Muaviye razı olmazdı. Allah’ın Resulü, Necran
Hristiyanlarını mübahaleye çağırmış ve onlara şu ayeti okumuştu: “…Gelin oğullarımız, oğullarınızı, kadınlarımız,
kadınlarınızı, kendimiz ve kendinizi çağıralım. Sonra lanetleşelim de. Allah’ın lanetinin yalancılara olmasını
dileyelim.” Böyle yapmakla o, onlara, kendiliğinden adaletli davranmış oldu. Eğer, “Sizi lanetliyor ve Allah’ın lanetinin sizin üzerinize olmasını diliyorum” dese idi, Hristiyanlar buna razı olmazlardı. Bu sebepten ben de, Amr b. As’ın hilasini düşünmeksizin, Muaviye’ye kendiliğimden adalet göstermiştim.”
Onlar, “Sen haklı olduğun halde, niçin hakemlere karar verdin?” dediler.
Ali şu cevabı verdi: “Allah Resulü Beni Kureyza hakkında Sad b. Muaz’ı hakem tayin ettiğini gördüm. Oysa o
isteseydi bu yola başvurmayabilirdi. İşte ben de bir hakem diktim. Ne ki Allah’ın Resulu’nün hakemi adaletle karar
vermişti. Benim hakemim ise, başımıza olmayacak işler açana kadar aldatıldı. Siz bundan başka bir şey biliyor
musunuz?

Ibrahim Halil Er Görüyorsunuz. Hz. Ali hiç de şiiler gibi düşünmemektedir. Bir müslümanın olayları nasıl bakması
gerektiğini bu diyalogla bize öğrettiği gibi, siyasi rakiplerine karşı hiç bir şekilde saygıda kusur etmiyor, işi imani bir
noktaya getirmiyor…

Ibrahim Halil Er Şiiler çok yalan söyler. çünkü yalancılık onların inanç esasıdır. Yani buna da takiyye derler. onlar
hz. Ali ve hatta Peygamberimize bile takiyyeyi yakıştırabilmektedir. Kendileri yalan söylediklerinden aynı şekilde
bizden de beklemektedirler. Halbuki biz yalancılığı imanla bir tutmayız. “Mü’min zina eder mi? diye sorarlar
Resulullah’a eve der, hırsızlık yapar mı? yine evet der…. yalan söyler mi? hayır” der” İşte bizim inancımız bu… takiye
ve yalancılık değil. “Müslüman elinden ve dilinden insanların emin olduğu kişidir” der sevgili Peygamber…

Ibrahim Halil Er Bu videoda şii alimin anlamadığı nokta şudur. Ehli sünnete göre insan katil olabilir. adam öldürebilir. ama bu onu kafir yapmaz, lanetlemeyi hak ettirmez. Sadace günahkar olur. Çünkü ehli sünnete göre günah insanı küfre düşürmez. Bu nedenle katil ve maktul müslümandır. Biri zalim, diğeri mazlumdur. İslamın kuralı nettir. İnsan öldürmek büyük günahlardandır. Ayrıca sahabe hiç suç işlememiş veya günah işlememiş mi? hz. Ömer zamanında çeşitli suçlardan had cezası uygulanan bir çok insan verdı ve onlar sahabeydi… Peygamber Mekke’ye sefer hazırlığı yaptığında yine sahabelerden bedir ehlinde olan Hatip haber vermek isteyen sahabeyi sırf bu nedenden dolayı af etmiştir.
“O Bedir Muharebesinde bulunmuştur. Ne bilirsin, belki Allah, Bedir Harbine katılmış bulunanlara, savaş günü bakıp, ‘Siz istediğinizi yapınız, ben sizi affetmişimdir. Cennet size vacib olmuş, siz de Cennete girmeye hak kazanmışsınız’ buyurmuştur.” Bu olay üzerine Cenâb-ı Hak, şu âyet-i kerimeyi inzâl buyurarak mü’minleri ikaz etti:”Ey îmân edenler!
Bana ve size düşman olanları dost edinmeyin. Siz onlara muhabbet gösterip sırlarınızı ulaştırıyorsunuz; halbuki
onlar size gelen hakkı inkâr etmişler, Rabbiniz olan Allah’a îmân ettiğiniz için Peygamberi ve sizi yurdunuzdan
çıkarmışlardır. Eğer Benim yolumda cihad etmek ve Benim rızâmı aramak için çıkmışsanız, nasıl onlara muhabbet
gösterip de sır verirsiniz? Ben ise sizin gizlediğinizi de bilirim, açığa vurduğunuzu da. İçinizden kim bunu yaparsa
dümdüz yolun ortasında şaşırmış olur.”Mümtehine Süresi, 1.

Abdürrahman bin Hudays el Belavî
Ibrahim Halil Er Mesela hz. Osman’ın katillerinden Abdürrahman bin Hudays el Belavî (656-57) Biaturrıdvana
katılmıştır. Mısır’dan Medine’ye doğru yola çıkan dört isyancı birlikten birisinin lideridir. Biaturrıdvan’a katılmıştır.
Daha sonra Muaviye’nin Filistin valisi tarafından öldürülmüştür. İşin ilginç yanı biaturrıdvan hz. Osman’ın
Mekkelilerce öldürüldüğü haberi gelmesi üzerine yapılmıştı. Allah kura’da bu biata katılanlar için “Allah’ın eli onların üzerindedir” demiştir…

Ibrahim Halil Er sahabe arasındaki ayrılıklar normaldir. onlar içtihat sahibiydiler. fakat hz. osman döneminden
itibaren yeni insanlar müslüman oldular. onlar islamı iyi özümsemediklerinden ve sahabelerin ihtilaflarını yanlış
yorumladıklarından birbirlerine düştüler. sahabe hz. ömer’i de eleştiriyordu. fakat o sahabenin bu özgürlükçü
tutumunu bildiğinden medineden dışarıya çıkmalarına izin vermemişti. çünkü sahabe gittiği yerde bu eleştirel tutumu sürdürürse diğer insanlar onların kastını anlamadıklarından fitneye sebep olabilirdi. nitekim hz. osman sahabelerin medine dişına çıkmalarına izin verdi ve hz. ömer’in korktuğu sonuçlar ortaya çıktı.

SORU:  Hocam, Amr b. Hamik’in Bedir ehlinden olduğu doğrumu? Sünni hoca öyle diyor, İslam
ansiklopedisinse Hudeybiye’den sonra müslüman olduğu geçiyor.

Ibrahim Halil Er İbni Esir’in Usudul Ğabe isimli eserinin 4. Cilt sh. 217’de Amr b. Hamik el-Huzai’nin Hudeybiye
antlaşmasından sonra Medine’ye hicret ettiğini yani müslüman olduğunu belirtir. Bir başka rivayete göre veda
haccında müslüman olmuştur.
Ibrahim Halil Er Hz.Peygamber ,suffa’da ashabını ilmen yetiştirdi.Bunlar arasından yüzotuzküsür kişi fetva verecek
dereceye yükseldi. Bunlar arasında da yedi kişi fetva verme hususunda temayüz etti. Bunlar Hz.Aişe Hz.Ömer Hz.Ali İbn Mesut İbn Ömer İbn Abbas ve Zeyd b.Sabit idi. özellikle Zeyd b. Sabit, Hz. Mes’ûd, ibn Ömer, îbn Abbâs ve Zeyd Hz.Âişe ve İbn Ömer’in Medine’de yetişen tabıun fakîhleri üzerinde tesirleri büyük oldu.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

kadikoy escort adana escort adana escort diyarbakir escort diyarbakir escort mersin escort elazig escort sivas escort sivas escort erzurum escort erzurum escort didim escort corum escort tokat escort porno izle porno izle sikiş izle hd porno izle konulu porno gaziantep escort