Anasayfa 10 Kadın ve Aile 10 LGBT PROJESİ
LGBT PROJESİ

LGBT PROJESİ

İbrahim Halil Er

LGBT meselesi artık bizim mahallenin de meselesi olmuştur. Genelde biz bu tür meseleleri kendi mahallemizin dışında gerçekleşen bir olay olarak görmekteyiz. Hatta bu insanların sekuler zeminde ortaya çıktığını bizde olmaz diyerek hem acımasızca eleştirmekte ve hem de dışlamaktayız. Ama artık muhafazakar ailelerin çocukları arasında da bu şekilde bir yaşam standardını benimseyenler çıkmaya başladı.

Örneğin bana gelen bir mesajda muhafazakar bir gazetede yıllarca çalışan ama şimdi Travesti olan bir LGBT mensubu kişiden örnek verildi.
Mesaj şöyle: “Size mesaj olarak atmamın sebebi birde böyle bir furya var ak partili lbgt’liler falan diye, böyle dindar eşcinseller,, lezbiyenler, travestiler, orucunu tutan, namazını kılan, hatta haca giden insanlar.
Sanki bir proje gibi yaygınlaşıyor gençler arasında da o sosyal fobili gruplarda da bu tiplere denk geldim. Genelde lise, üniversite öğrencisi iken düşüyorlar.
Ne bu tip kafa karışıklıklarını ne de dinlerini bırakabiliyorlar ve ne de bu pis hasletlerinden vazgeçebiliyorlar. Dininden kopmak istemeyenler bize ALLAH böyle yarattı gayet normal, yaradılışımda var deyip kendilerini kandırmaya çalışıyorlar.
Böyle bir inanç şekliyle, dinle ters düştüğünü anlayanlardan imanı zayıf olanlar deistleşmiş, ateistleşmiş, din düşmanı olmuşlar.
Fakat bunlardan bir kısmı da yani sağcı – muhafazakar, dindar kalanları da gruplaşıyorlar. Bu konuda bile bir siyasi kutuplaşma var. siyasi bir proje gibi destek var.”

İstanbul sözleşmesinin belki de karanlık kalan, gözden ırak kalan kör noktası da aslında bu LGBT konusudur. Genelde aile meselesine takıldık ama asıl dünyayı dönüştürmek isteyen güçler dünyayı cinsiyetsizleştirme ve hatta LGBT konusunu meşrulaştırma ve onları üçüncü cins diye kabul ettirme projesini hayata geçirmeye çalışmaktadırlar.
Bu projenin hayata geçirilmesi belki de Lut Aleyhisselam’ın kavminin başına gelen afetin bir şekilde tekrar yaşanmasına da yol açacaktır. Çünkü Kur’an kıssalarındaki kavimlerin helakı hikayelerinde her kavmin öne çıkan bir günahı örnek gösterilmekte ve her kavme o günaha nispeden bir helak cezası verilmektedir.
Konuya tekrar dönersek, muhafazakar camianın SEÇİM, GEÇİM VE MEHDİ gibi konular yerine sosyal meselelere odaklanmaları ve bu konularda güç birliği yapıp çözüm üretmeleri gerekir.
Fakat benim bu camiada gördüğüm sıkıntı, yılların tartışılıp sonuca ulaştırmayan konuların ısıtılıp ısıtıp tartışılması ve mesailerin bunlara harcanmasıdır.
Bizim dikkatimizi dağıtıcı ve mesaimizi asıl sorundan uzaklaştırıcı bu konuların bile özellikle birileri tarafından gündeme getirildiğini düşünüyorum.
Acilen en azından bazı kişilerin emri bil ma’ruf ve nehyi anil münkeri öne çıkarıcı bir arayışa yönelmeleri gerekir.
Bu konular (LGBT, Aile) ve deizm meseleleri üzerinde zihni efor sarf edilmeli, gençlikle hatta kadın sorunlarıyla ilgilenilmelidir.
Bu konuların ana hareket noktası sosyal medya ve ilgili stk’lardır. Acilen siyaset, geçim, rant ve sonu gelmeyen tartışmalardan uyanıp asıl konuya yoğunlaşmamız gerekir. Toprak altımızdan kayıyor, zemini kaybediyoruz.

Konu ile ilgili bana gelen başka bir mesaj, yüzdelik konusu afaki olsa da mesaj ve olayın ciddiyetine dikkat çekerim: Selamünaleyküm
Türkiye halklarının yüzde 35 i eşcinsel eğilimli…
Ve yüzde 35 kesimin yüzde 60 üstü muhafazakar ve doğulu halk.
Ben çok rahat onlarla diyalog içerisindeyim ve analiz sonuçlarım:
1-Eşcinselliğe eğilim dönemi buluğ çağı döneminde medrese ve yurtlarda yatılı kalınması
2-İki cinsiyetin birbirinin tamamlayıcısı olarak öğretilmemesi
3-Muhafazakar kesimin çocuğunu tanımaması ve arkadaşlık kuramaması
4-Fetva ve sohbetlerde aptalca örnekler verilmesi (Annenin dizinden tahrik olunması,babanın kızını öpmemesi vs)
5-Baskıcı aile zoruyla yapılan evlilikler
6-Çocuğu yalnış koruma yöntemleri (Örneğin;Sokaktan koruyayım derken kızlarla büyütülen erkek çocuğu veya kendisini savunmasını öğreteyim derken erkeklerle büyütülen kız çocuğu
7-Eşcinsellik genellikle erkekler üzerinden yorumlanırken bu oran bayanlarda (lezbiyenlik) daha yüksektir
8-Helal haram hükmü kontrolsüz anlatılırken muhafazakar kesimin gençleri zinaya düşmemek için buluğ çağı döneminde kendi cinsleri ile kaçamak yapmakta ve zamanla buna alışmaktadırlar.
9-Gençlerin yalnızlaştırılması ve bekledikleri sıcak sevgiden mahrum kalmalarıda bu sebeplerdendir
NOT:Bu mesajı size yazarken yanımda eşcinsel bir arkadaşımın düşüncelerini alarak yazıyorum

Konuyla ilgili gelen başka bir mesaj:Hocam o lbgt ile lakali face yazininzdaki yorumda bir mesajdan soz etmissiniz yuzde 35 i escinsel diye bir mesaj gelmis bu abartı lakin yuzde 35 i escinsellige meyilli dense buna katılırım. Is o derece ciddi boyutlarda heleki lise ve universite gencligi arasında. Ve diger oranada katiliyorum o ecsinsellerin yuzde 60 ı yani cogunlugu dindar veya muhafazkar ailelerden gelmedir v3 ağırlıklı olarak doguludur.

Lakin kemalist cenahtada lezbiyenlik cogunlukta agirlikta boyle lezbiyenlerin pek azı dogu kokenli onlarda cogu dogunun alevi krsiminden kızlar. Onlarin d3vsirilmeleride feminizle basliyor erkeklerden koparılıyor ondan sonra evrilmesi kolay oluyor.Kadinlarin birbirine yakınlasmasinin ilk basamaği erkek dusmanlıgı femizmdir

Ibrahim Halil Er

AKİD GAZETESİNE MANŞET OLDU BU YAZIMIZ

İlahiyatçı Yazar toplumsal felakete parmak bastı: LGBT artık bizim mahallenin de meselesi

Cinsi sapkınlığın meşrulaştırılmasına yönelik ifsat projeleri hız kesmeden devam ederken; İlahiyatçı Yazar İbrahim Halil Er, cinsi sapkınlığa olan eğilimin Müslüman toplumları da tehdit edecek düzeye geldiğine dikkat çekti. Er, “Genelde biz bu tür meseleleri kendi mahallemizin dışında gerçekleşen bir olay olarak görmekteyiz ama LGBT meselesi artık bizim mahallenin de meselesi olmuştur.” dedi.

Batı kaynaklı fonlarla bütün dünyada Toplumsal Cinsiyet Eşitliği adı altında yaygınlaştırılmaya çalışılan eşcinsellik sapkınlığı, Müslüman toplumları da tehdit edecek düzeye geldi. İlahiyatçı Yazar İbrahim Halil Er, “Muhafazakar ailelerin çocukları arasında da bu şekilde bir yaşam standardını benimseyenler çıkmaya başladı.” diyerek toplumsal bir felakete dikkat çekti.

Muhafazakar ailelerin çocukları da hedefte

LGBT sapkınlığının artık sadece seküler toplum gruplarının değil, mütedeyyin kesimin de meselesi haline geldiğine işaret eden Er, “Hatta bu insanların seküler zeminde ortaya çıktığını bizde olmaz diyerek hem acımasızca eleştirmekte ve hem de dışlamaktayız. Ama artık muhafazakar ailelerin çocukları arasında da bu şekilde bir yaşam standardını benimseyenler çıkmaya başladı. Örneğin bana gelen bir mesajda muhafazakar bir gazetede yıllarca çalışan ama şimdi travesti olan bir LGBT mensubu kişiden örnek verildi.

Mesajda; ‘Size mesaj olarak atmamın sebebi bir de böyle bir furya var. AK Partili LGBT’liler falan diye, böyle dindar eşcinseller, lezbiyenler, travestiler, orucunu tutan, namazını kılan, hatta hacca giden insanlar. Sanki bir proje gibi yaygınlaşıyor gençler arasında. Sosyal fobili gruplarda da bu tiplere denk geldim. Genelde lise, üniversite öğrencisi iken düşüyorlar. Ne bu tip kafa karışıklıklarını ne de dinlerini bırakabiliyorlar ve ne de bu pis hasletlerinden vazgeçebiliyorlar. Dininden kopmak istemeyenler bize ‘Allah böyle yarattı gayet normal, yaradılışımda var’ deyip kendilerini kandırmaya çalışıyorlar. Böyle bir inanç şekliyle, dinle ters düştüğünü anlayanlardan imanı zayıf olanlar Deistleşmiş, Ateistleşmiş, din düşmanı olmuşlar.

Fakat bunlardan bir kısmı da yani sağcı – muhafazakar, dindar kalanları da gruplaşıyorlar. Bu konuda bile bir siyasi kutuplaşma var. siyasi bir proje gibi destek var.’ diyor.

İstanbul Sözleşmesi’nin kör noktası LGBT konusu

İstanbul sözleşmesinin karanlıkta kalan, kör noktası olan kısmının LGBT konusu olduğunu vurgulayan Er, şöyle devam etti: “Genelde aile meselesine takıldık ama asıl dünyayı dönüştürmek isteyen güçler, dünyayı cinsiyetsizleştirme ve hatta LGBT konusunu meşrulaştırma ve onları üçüncü cins diye kabul ettirme projesini hayata geçirmeye çalışmaktadırlar.

Bu projenin hayata geçirilmesi belki de Lut Aleyhisselam’ın kavminin başına gelen afetin bir şekilde tekrar yaşanmasına da yol açacaktır. Çünkü Kur’an kıssalarındaki kavimlerin helakı hikayelerinde her kavmin öne çıkan bir günahı örnek gösterilmekte ve her kavme o günaha nispeten bir helak cezası verilmektedir.

Toprak altımızdan kayıyor, zemini kaybediyoruz

Muhafazakar kesimin seçim, geçim derdiyle uğraşmak yerine gelecek nesiller için büyük bir tehdit halini alan LGBT konusuna eğilmesi gerektiğini belirten Er, sözlerini şöyle sürdürdü:

Fakat benim gördüğüm sıkıntı, yıllardır tartışılıp sonuca ulaştırılamayan konuların ısıtılıp ısıtılıp tekrar gündeme taşınması, daha hayati önemdeki meselelere yeterince odaklanılmamasıdır. Toplumun suni gündemlerle oyalandığını, toplumsal ve aile yapımızı hedef alan bu tür projelerin bilinçli ve sinsi yöntemlerle gözlerden kaçırıldığını düşünüyorum açıkçası. Bu hayati meselelerde, kötülükten sakındırma ve iyiliği teşvik etme düsturuyla hareket etmemiz gerekiyor.

Ateizm, Deizm, LGBT, Aile gibi meseleler üzerinde zihni efor sarf edilmeli, gençlik ve kadın sorunlarıyla Müslümanca bir bakış açısıyla ilgilenmeliyiz. Bu konuların ana hareket noktası sosyal medya ve ilgili STK’lardır. Acilen siyaset, seçim, geçim gibi sonu gelmeyen tartışmalardan uyanıp asıl konuya yoğunlaşmamız gerekiyor. Toprak altımızdan kayıyor, zemini kaybediyoruz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

kadikoy escort adana escort adana escort diyarbakir escort diyarbakir escort mersin escort elazig escort sivas escort sivas escort erzurum escort erzurum escort didim escort corum escort tokat escort porno izle porno izle sikiş izle hd porno izle konulu porno gaziantep escort