Anasayfa 10 Dil ve Edebiyat 10 Anı/Hatırat 10 Kıraat Etmiyoruz

Kıraat Etmiyoruz

Bu ülkede gençlerin kıraat edeceği kültür merkezlerine ihtiyaç var. Ama maalesef aydın dediklerimiz bile kıraat denilince akıllarına kahvehane geliyorsa işimiz zor.
Kıraathane denilen yer, kitap okunulan yerdir. Kıraat okumak demektir. Hane ise mekan…
Bence Ak parti’nin yeni dönemde gençlere yönelik kültür hamleleri yapmasının zamanı gelmiştir ve bu proje de yeni dönemde kültürel hamlelerin, kültür merkezlerin, kütüphanelerin ve gençlerin boş vakitlerini öğrenerek geçirecekleri mekanların oluşturulacağını göstermesi açısından önemlidir.
Ak partiye benim yönettiğim en önemli eleştiri, kültür boyutumuzu ihmal etmeleriydi. Bence bu proje veya fikirle bu yöndeki eksiklik görülmüş olundu. Büyük şehirlerde insanların gidip kitap ve kültür ile haşir neşir olacakları yerlerin oluşturulması güzel bir fikirdir ve buna karşı çıkan sadece taasupla karşı çıkmış olur.
Bu mekanlar, sadece kitapla değil, diğer kültürel aktiviteler ve etkinliklerle geçlere cazip hale getirilmelidir. Bu tür çalışmalar belediyeler bünyesinde,halk eğitim merkezleri ile işbirliği içerisinde ve hatta kültür bakanlığı bünyesinde yapılabilir. En iyisi ortak çalışmalar şeklinde yapılabilir. Burada aynı zamanda gençlerin bilgi aldığı bilgi evleri, yeteneklerini geliştirdikleri hobi kursları ve sınavlara hazırlandıkları mekanlar da olabillir. Bunun yanında spor aktivitileri, tiyatro ve buna benzer kültür aktiviteleri olabilir.
Ben Ankara Keçiören Belediyesinde uzun yıllar Kültür çalşıması yaptım ve buna benzer projeler oluşturdum. Bir çok merkezler kurdum. Hatta bu konuda hazırladığım raporu Ak partiye de ulaştırdım. Bu açılardan yapılacak hizmetin öneminin farkındayım.
Bu çalışmalar köylere kadar uzatılabilir. Burada kurulacak merkezde köylüler ihtiyaçları doğrultusunda çeşitli kurslar da alabilirler.
Kültüre, okumaya, eğitime ve gençliğe yönelik her çalışma desteklenmelidir. Bu projeden dolayı reisi tebrik ediyorum.

Şerh
Ben, cami ve okul binaların çok atıl bırakıldığını, belli hizmetlerin dışında kullanılmadığından hep şikayetçi olmuş, zaman zaman buralarda ek olarak neler yapılabileciğinin projelerini sayfamda yazmışımdır. Bence bina ve makan olarak buralar, belediyelerin mekanları, kütüphaneler ve halk eğitim merkezleri bile verimli kullanılsa yeterli olur.

EK
2017 yılında yazdığım bir yazı ile bu soruna dikkat çekmiş ve çözüm önerisi olarak da kıraathanelerin gerçek fonsiyonlarına ulaştırılmalarını önermiştim. Reis’in benim projeme sahip çıkmış olmasından dolayı da mutluyum. İlgili yazımı buraya ekliyorum. (Biraz ironi ve mizah içeriyor.)

KIRAATHANE
Evden çıktığımda kitabımı yanıma almayı unuttuğumu gördüm. Telaşa kapıldım. Kitapsız bir gün nasıl dışarda kalacaktım.
Sağıma soluma bakındım, belki bir kitap bulurum diye…
O da ne?
Burası başka bir dünya sanki
Her köşede bir KIRAATHANE, hem de kocaman tabelalar asmışlar…
Ne kadar ilim irfan bölgesi burası…. İnsanların kitap okuması için sokak aralarına bile kıraathane koymuşlar…
Sevindim… Fakat içerisi çok kalabalıktı. Kitaba bu kadar ilgi Japonya’da bile yok… Ülkem çağ atlamış görmeyeli…
Sonunda sakin bir KIRAATHANE’YE girdim…
Ne güzel bir yer… Çay da ikram ediyorlar…
Bir masaya kuruldum. Gelen garsona çay ve kitap siparişi verdim… Amerikada bile oturdugunuz yere kadar kitap getirmezler. Bu nasil bir ilim aşkı böyle.
Garson yüzüme tuhaf tuhaf baktı…
-Kitap mı?
-Evet kitap, hatta kütüphanenize bakmak isterdim ama içeride kütüphane bulamadım. Herhalde sipariş şeklinde veriyorsunuz. Kitap listesi de sunsaydınız daha iyi bir hizmet olurdu…
-Abi sen dalga mı geçiyorsun?
-Ne dalgası… sen önce bir çay getir
Biraz sonra garson elinde çay ile geldi. Ama çayı bıraktıktan sonra yanıma oturdu…
-Abi seni hiç buralarda görmedim, yeni misin?
– Yeni sayılırım… Kitap getirmedin?
-Abi sen uzaylı mısın?
– Aslında dünyaya gelmeden önce alemi ervahta yaşadığımıza göre ve orası da dünya dışı bir yer olduğuna göre teorik olarak uzaylı sayılırım… Ayrıca dünya uzayda bulunan bir gezegen olduğuna göre aslında hepimiz uzaylıyız…
Şaşırmış bir şekilde başını salladı…
-Kitabı ne yapacaksın?
-Okuyacağım…
-İyi de kitap devri mi kaldı? Bak insanlar burada oyun oynuyor, hatta facebook’a yazı yazıyor, mesajlaşıyor… ne yapacaksın kitabı
-Ben sanalı sevmiyorum. Kitabı elime almalı, dokunmalı, kokusunu hissetmeliyim..
-Abi sen şimdi telefondan kitap oku, sana koku da veririm, kokuyu hissedersin… Hatta dedemin hacdan getirdigi esanslardan birisini getiririm.
Garsonun kafa bulduğunu anladım… Burada kitap yoktu… Peki niye adına KIRAATHANE demişlerdi? çayı da bitirip parasını verip çıkmaya çalıştım…
Garson parayı almadı
-Abi çayımız ikramimiz olsun, senin gibi cins adam her zaman gelmez buraya. Ama istersen kitabını kendin evden getir, çayları da ben veririm…
Kıraathaneden kıraat yapmadan çıkarken, garsonun diğerlerine çatlağın birisi diye beni tanıttığını duydum…
Not: Olay tamamen hayalidir. Gerçek olaylarla bir ilgisi yoktur… Kıraathane ismini tiye almak istedim sadece 🙂

Ek: Asında tüm kıraathanelerde kütüphane kurulsa iyi olurdu. Bir zamanlar Keçiören Belediyesinde çalışırken Reşat Özcan bey ile böyle bir proje ortaya koyduk ama yarım kaldı…

DİPNOT

Ben kendi yaptığım şeyerden örnek vereyim. Bizim bu yaptığımızı daha sonra başka belediyeler bizden görüş isteyerek uygulamaya çalıştılar. Ak Parti merkezine de rapor verdim. Biz öncelikle okul çağındaki çocukların derslerini yaptıkları, ödevlerini yaptıkları ve bazı derslerden kurs görecek şekilde organize ettik. Sonra buna yaz kursları, hobi kursları, kadınlara yönelik okuma yazma ve kültürel kurslar, müzik kursları, tiyatro kursları şeklinde yelpazeyi genişlettik. Sonra burada geniş bir kütüphane kurduk. Bu kütaphanenin yelpazesi önce okul yardımcı kaynakları, dünya ve türk klasikleri, şiir, edebiyat ve ansiklopediler şeklinde dağıttık. Ayrıca bağış da kabul ettik. Kütaphanenin bir köşesinde sebil çay da yaptık. Bu merkezimize mahalle gençleri ve öğrenciler katıldılar. Okul idareleri ile tamasa geçerek çocukları yönlendirmelerini sağladık. Dönem sonunda gezi ve eğlenceler tertipledik. çocuklu annelerin eğitimden yararlanmaları için bünyesinde bir çocuk bakım bölümü de oluşturduk. Yani anne ders görürken çocuğu da bakım evindeki oyuncaklarla oynamaktaydı anaokulu öğretmeni nezaretinde. Daha sonra buralara gençlik merkezini ekledik. Pinpon, bilardo, monopol ekledik. Bilgisayar sınıfımızı belli saatlerde internet kafeye dönüştürdük. BİZ BU ÇALIŞMAMIZI KEÇİÖREN’İN GECE KONDU SEMTLERİNDE VE HİZMET GİTMEYEN BÖLGELERDE YAYGINLAŞTIRDIK. TOPLAM 9 MERKEZ AÇTIK. Bunun benzeri şimdi tüm Türkiye’ye yayılmaya çalışılıyor. Ben yıllarca bunu projelendirip Halk eğitim merkezlerine, belediyelere ve Ak parti merkezine gönderdim. Yapmak istedim. Ama hep engellendim. Bunun Cumhurbaşkanı tarafından dillendirilmesine tabi ki sevineceğim.

Evet bir anlamda halk evlerinin güncellenmiş versiyonu olacaktır. Hatta o tür tecrübelerden de yararlanıp, köylülerimizin bilgi ve görgülerini artırıcı hizmetler yapılabilir. Mesela Sol belediyelerin bu tür kültürel çalışmaları güzel ama aynı şey sağ belediyelerde malesef bulunmuyor. Bu proje belki de sağ belediyelere kültür denilen bir şeyin olduğunu ve bunun ekmek kadar, su kadar muhim olduğunu göstermesi açısından önemlidir.
i.h.er

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

kadikoy escort adana escort adana escort diyarbakir escort diyarbakir escort mersin escort elazig escort sivas escort sivas escort erzurum escort erzurum escort didim escort corum escort tokat escort porno izle porno izle sikiş izle hd porno izle konulu porno gaziantep escort