Anasayfa 10 Tarih 10 İstanbulun Fethi ve hoşgörü
İstanbulun Fethi ve hoşgörü

İstanbulun Fethi ve hoşgörü

21 yaşındaki bir delikanlı yüzyıllardır bütün büyük komutanların yapamadığını azmiyle becerdi ve bu alınamaz sanılan şehri alarak Peygamberin övgüsüne mahzar oldu. İşte bu genç delikanlı, şehri aldıktan sonra buradaki hristiyanların dini, sosyal ve siyasal haklarını tanıyarak aynı zamanda iyi bir devlet adamı da olduğunu göstermiş oldu.
Dinler arası diyalog değil, sevgi, saygı ve hoşgörü olması gerektiğini ortaya koydu. Çünkü diyalog, karşındakini hasım olarak görmektir. Fakat hoşgörü ve hatta sevgi onu olduğu gibi kabul etmek ve yaşamasını sağlamaktır. İşte İstanbul’u feth eden iman bunu sağladı. Şehri alan Fatih, zaferini mazlum ve zavallı halkı öldürerek kirletmedi. Avrupalıların Kudüs’ü aldıklarında 80.000 gariban halkı öldürmelerine ve zaferlerini kirletmelerine karşın bu fetihçi ulus, tam bir tevazuyla şerefli insanların zaferlerini nasıl kutlamaları gerektiğini bütün dünyaya gösterdiler. Halk, kısa bir zaman sonra yeni duruma ayak uydurdu.
Yeni yönetim, şimdide önünde bu şehri güzelleştirmek ve bir dünya metropolü haline getirmek için didinmeye başladı. Ama işe önceleri dini hoşgörüyü sağlamakla başladı. Bu şehir yüzyıllarca Hristiyanlar, Yahudiler ve Müslamanlarca büyük bir hoşgörü abidesi olarak duracaktır. Cami, kilise ve havralar birbirlerine omuz vererek ve birbirlerinden destek alarak bu şehirde yaşadılar. Biz bunu başarabilmiş bir ulusuz. Dinler ve medeniyetler arasında ahengi sağladık. Sevgi ve huzuru sağladık. Bizim diğer dinlerle problemimiz olmadığından diyaloğa da ihtiyacımız yoktu.
İstanbul’un Fethi (29 Mayıs 1453)
İstanbul’un fethi, Avrupa’da derin bir heyecana yol açtı. Papa V. Nicola, Avrupa’da oluşan bu heyecanı bir haçlı seferine dönüştürmek için çalışmalara başladı. Fakat Avrupa devletleri arasındaki mücadele ve Papanın siyasi ikbal peşinde koşması, yeni bir haçlı seferinin oluşmasını engellemiş oldu. Papanın haçlı seferi çağrısına sadece Alman imparatoru lll.Friedrich iştirak etti. Ayrıca, Venedik ve Ceneviz devletleri de böyle bir sefere iştirak etmek için Papayla görüşmeye başlayınca, Fatih kendisine karşı oluşabilecek bir haçlı seferi tehlikesinin farkına vardığından bu ittifakı dağıtmak amacıyla Venediklerle görüşerek 18 Nisan 1454 yılında onlara ticari imtiyazlar verdi. Böylece, haçlı ittifakını parçalamış oldu. Venediklerin Osmanlılardan imtiyazlar koparması onların ezeli rakibi olan Cenevizlerin de Osmanlılara yakınlaşmasına neden oldu. Diğer Avrupalı devletlerin de ll.Mehmed’le anlaşmak için yarışması üzerine Papa’nın Haçlı seferi oluşturma düşüncesi sonuçsuz kaldı.
Fatih’in Hristiyanlara Karşı Muamelesi
İstanbul’u alan Fatih doğruca Ayasofya’ya gitti. Bu sırada Papazlar ve halk ağlaşıyorlardı. Fatih onlara elleriyle susmalarını işaret etti. Sükunet sağlanınca Patrik’e “Ayağa kalk! Ben Sultan Mehmed, sana ve arkadaşlarına ve bütün halka söylüyorum ki, bugünden itibaren artık ne hayatınız ne de hürriyetiniz konusunda benim gazabımdan korkmayın.” dedi. Sonra ordu komutanına dönerek “Askerlerin halka hiçbir fenalık yapmamalarını emretmelerini ve herhangi birisi bu emre itaat etmezse ölümle cezalandırılacağını” bildirdi. Böylece, silahla elde ettiği bu şehirde Hristiyan halkın muhabbetini kazanmak amacıyla onların koruyucusu olduğunu ilan etti. Fatih istifa etmiş olan Patrik ll.Athanasios’un yerine 1453 Haziran’ında yeni bir Rum Patriğinin seçilmesini emretti. Böylece eli kılıçlı bir fatihten devlet adamlığına dönmüştü.
Bizans İmparatorluğu döneminde patrik seçimi şöyle yapılırdı: Yeni Patrik, İmparatorluk ahırından çıkarılmış ve üzerine gayet kıymetli takım vurulup beyaz örtü konulmuş bir at ile Bukoleon Sarayı’ndan Patrikhane’ye giderek, orada büyük rahipler kendisine yemin ederlerdi. Taht üzerinde olduğu halde, İmapator da başı açık olarak patriğe inciler ve kıymetli taşlarla müzeyyen bir asa verirdi. Sarayın başrahibi bu topluluğu tebrik ederdi. Bu arada ilahiler okunurdu. Kandiller muhafızı da “Ya melekü’s Semavat!” manzumesini söylerlerdi. Bu ilahilerden sonra İmparator elinde hükümdarlık asası, sağ tarafında veliaht, sol tarafında Ereğli metropoliti bulunduğu halde ayağa kalkardı. Seçilmiş olan patrik, hey’et huzurunda üç defa başını rükü süretinde eğer ve imparatorun ayaklarına kapanırdı. İmparator asasını patrikin üzerine uzatarak şu sözleri söylerdi: “Bana bu devleti vermiş olan mukaddes üçlü (Teslis) sana yeni Roma Patrikliğini veriyor.”
Böylece Patrik İmparator tarafından memuriyete alınmış oluyordu. Ondan sonra İmparator’a “eucharistie” (Hz. İsa’nın kanı ve eti sayılan şarab ve ekmek) verilerek ayin icra edilirdi. Kilise ilahi korosu da hep bir ağızdan “Bu efendimiz çok seneler yaşasın” şeklindeki manzume ile günahların affı duasını okurlardı. Fatih, Gennadius denilen Patrik Yorgi Holaiors’un seçilmesinden sonra ona ve bütün din adamlarına fetihten önceki bütün yetkilerin verildiğini belirtti. İstanbul’un fethi sırasında Patrik Gennadios, Edirne civarında bir yerde saklanmıştı. Fatih’e onun meziyetleri anlatıldı. O da onun bulunup getirilmesini istedi. Patrik’i çağırarak büyük bir ziyafet verdi.
Bu ziyafetten ayrıldığı sırada Fatih kendisine Patriklik asasını vererek; “Patrik olunuz. Cenab-ı Hak sizi muhafaza etsin. Her konuda sizden öncekilerin hak ve imtiyazlarına malik olunuz.” dedi. Müslümanların Padişahı Patrik’i avluya kadar uğurladı. Devlet adamlarından da Patrik Gennadius’a eşlik etmelerini istedi. Bu arada yeni Patrikhane’nin kuzeyindeki lüks bir saray, Patrik’e tahsis edildi. Padişah, kendisine dokunulmazlık verdi.
 
Fatih’in Ortodokslara  Verdiği Beraat
Padişah’ın Patriğe verdiği beraatı şöyledir: “Kimse Patrik’e tahakküm etmesin. Kim olursa olsun hiçbir kimse kendisine ilişmesin. Patrik ve maiyetinde bulunan büyük rahipler her türlü umumi hizmetlerden sonsuza kadar muaf olsun.” Ayrıca, Ortodokslara da verdiği fermanda şunları içermekteydi. “Kiliseler korunacak, evlenme, boşanma ve defin işleri kendi dini geleneklerine göre yürütülecek, paskalya yortusunun yapılmasına devam edilecek. Patrik ve maiyetinde bulunan büyük rahipler her türlü genel hizmetlerden muaf tutulacaklardı.”
 
Patrik’e “millet başı” ünvanı verildi. Böylece Patrik, “ruhani” yetkilerinin yanında bir de siyasi yetkilerle donatılmış olundu. O, dini işlerin yanında bütün Rumların da devlet katındaki yegana temsilcisi konumuna erişmiş oldu. Patrik seçimi Padişah’ın onayı ile tamamlandığından Padişah’ın bir memuru gibi kabul edilmekteydi. Bundan dolayı Patriğe üç tuğlu Osmanlı Paşası ünvanı verildi. Böylece Patrik devlet hiyarerşisinde de yüksek bir yere çıkmış oldu. Ayrıca, bütün Ortodokların başı olması nedeniyle onlar adına Divan-ı Hümayunda söz söyleme yetkisine de sahip oldu. Ayrıca, Patriğin güvenliğini sağlamak amacıyla emrine Yeniçeri Çorbacılarından kurulu bir muhafız birliği verildi.
Ayrıca bu beratta Rumlara da bazı imtiyazlar vermiştir bunlar; “Kiliseleri camiye dönüştürülmeyecek. Evlilik ve gömülmeleri Rum Kilisesi kurallarına uygun olarak eskiden olduğu gibi olacak. Halkın mallarına, mülklerine, sandallarına, gemilerine, kölelerine, çocuklarına, kadın ve cariyelerine dokunulmayacak. Karada ve denizde serbest olarak dolaşabilecekler. Dini ayinlerinde, tarımda, ticarette serbest olacaklar. Kendilerinden Yeniçeri yapılmayacak, rızası olmadan kimsenin Müslüman edilmeyeceği, halkın angaryadan muaf olduğu, gümrük vergilerin eski adetleri üzere ödeyecekleri ve devlete şer’i haraç verecekleri”
Fatih bu icraatıyla Hristiyan vatandaşlarının sevgisini kazanarak, İstanbul kilisesini, Roma kilisesine karşı güçlendirmiş oldu. Ayrıca, o bu uygulamasıyla bir vatandaş olgusunu da başlatmış oldu. Osmanlı devletinin vatandaşı, devletin bütün nimetlerinden faydalanma hakkına sahip olmuş oldular. Fatih, sadece İstanbul’daki Hristiyanlara değil, aldığı diğer yerlerdeki Hristiyanlara da aynı hakları tanıdı. Onun Bosna Hristiyanlarına tanıdığı hakları gösteren fermanı günümüze kadar ulaşmıştır.
 
Sonuç Olarak
Fatih’in tanıdığı bu dini hoşgörü sadece Ortodoksları kapsamıyordu. O, aynı hakları Yahudilere de tanıdı. Haham Rabbi Moşe Kapsali’ye iltifatlarda bulundu.
Daha sonra Ermeni cemaatinin başına da Bursa Metropoliti Ovakim Patrik olarak seçilmesini sağlayarak Hristiyan cemaatler arasında dengeyi sağladı. Süryani, Kıpti ve Habeş kiliselerini de Ermeni Patriğine bağladı. Böylece onların sorun ve dileklerinin de yönetimde temsil edilmesini sağlamış oldu. Her ne kadar o dönemlerde meclis ve milletvekili yoksa da, her topluluğun temsilcileri Padişah veya divana çıkarak isteklerini iletebilirlerdi. Bütün bu uygulamalara “Millet sistemi” denir. Osmanlılardaki sistem, ulusal değil din ve cemaat üzerine kurulmuştu. Devlet, etnik kimliği değil dini kimliği tanıyordu. Unutmayalım ki bütün bu incelikleri düşünen kişi 21 yaşında bir genç delikanlıdır. Fatih’in tanımış olduğu bu dini hoşgörü Papa tarafından hayretle karşılanmıştı. Bunun üzerine Papa ll.Puis, Fatih’e hristiyanlık teklifinde bulundu. Hatta ona Hristiyan olması durumunda kendisini bütün Hristiyanların kralı olarak tanıyacağını da belirtti.
Fatih’in özellikle Ortodoksları himayesi altına almasının en önemli siyasi amacı, kiliseler arasındaki ayrılığı sürdürmek, Hristiyan dünyasının birleşmesini engellemek, Katoliklerle yapacağı savaşta Ortodoksların desteğini almaktı.
Ayrıca, dinimizin de bu konuda kesin emirleri vardı. Hz. Ömer’in Kudüs’ü aldığında oradaki Hristiyanlara yaptığı iyi muamele biliniyordu. Yani fatih, Hristiyanlara karşı iyi davranırken İslam tarihindeki bütün liderlerin takip ettiği yolu izliyordu.
Fakat Fatih’in buradaki politikası diğerlerinkinden daha farklıydı. O, olayı sadece bir dini hoşgörü olarak görmüyor, Bizans devletinin yıkılması ile koruyucusuz kalan bir dini grubu himayesine alarak desteklerini almaya çalışıyordu. Ayrıca, o kendini Müslümanların bir lideri olarak gördüğü gibi, İstanbul’u almış olmakla bir Bizans imparatoru ve Rumların da kralı olarak görüyordu.
Fatih’in kendisini bir Roma İmparatoru gibi gördüğünü daha sonraki icraatlarından da anlayacağız. Fatih’in bundan sonraki hedefi İtalya ve Roma’yı almaktı. Hatta ahir ömründe İtalya’daki Otranto kalesini alarak burayı İtalya’da yapacağı fetihlerde üs olarak kullanmayı düşünmüştü. Fakat doktoru tarafından zehirlenerek öldürülmesi bütün bu projeleri suya düşürdü.
 ibrahim halil er

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

kadikoy escort adana escort adana escort diyarbakir escort diyarbakir escort mersin escort elazig escort sivas escort sivas escort erzurum escort erzurum escort didim escort corum escort tokat escort porno izle porno izle sikiş izle hd porno izle konulu porno gaziantep escort