Anasayfa 10 Tarih 10 Önemli Şahsiyetler 10 Sahabeler 10 Ebu Musa el-Eşârî (ra)

Ebu Musa el-Eşârî (ra)

Doğumu, Ailesi ve İslam Öncesi Hayatı

Ebu Musa el-Eş’ari, Yemen’in Zebid şehrinde oturan, Eş’ar kabilesindendir. İsmi Abdullah’dır. Ebu Musa künyesiyle meşhur olmuştur. Babası Kays, annesi Zabye binti Vehb’di.

Müslüman Olması

Hz. Peygamber’in halkı İslam’a davet ettiği duyulunca Ebû Mûsâ ile iki ağabeyinin de aralarında bulunduğu elli iki kişilik bir heyet, onun yanına gitmek üzere bir gemiye bindi; fakat gemi kötü hava şartları yüzünden Habeşistan’a sürüklendi. Heyet mensupları, Ca’fer b. Ebû Tâlib ve arkadaşlarının orada bulunduğunu öğrenince bir süre Habeşistan’da kaldılar. 7 (628) yılında, Hayber’in fethi sırasında Habeşistan’daki Müslümanlarla birlikte Medine’ye döndüler ve Hz. Peygamber’in Hayber’de olduğunu öğrenince oraya gittiler. Ele geçen ganimetten kendilerine pay veren Resûl-i Ekrem, hem Habeşistan’a hem de Medine’ye hicret etmeleri sebebiyle iki hicret sevabı aldıklarını söyleyerek kendilerini tebrik etti.[1]

Bu olayı kendisi de şöyle anlatır: “Biz Yemen’de iken son peygamberin geldiği ve halkı İslâm’a davet ettiği haberi bize ulaştı. Ben ve iki ağabeyim, Eş’arî kabilesinden elli iki kişilik bir heyetle birlikte Rasûlullah (s.a.)’i görmek için bir gemiye binerek yola çıktık. Hava muhalefeti sebebiyle gemi bizi Habeşistan’a çıkardı. Orada Ca’fer İbni Ebî Tâlib (r.a.) ile buluştuk. Yeni din ve Peygamber hakkında ondan bilgiler aldık. Ve orada müslüman olduk. Kendilerini buraya Rasûlullah’ın gönderdiğini söyleyen Ca’fer (r.a.) bizim de bir müddet burada kalmamızı istedi. Bizler de onlarla birlikte Habeşistan’da oturduk. Daha sonra Rasûlullah (s.a.)’in müsadesiyle Habeş hükümdarı Necâşî bizi Medine’ye gönderdi.”

Ebû Mûsâ’nın Müslüman oluşuyla ilgili bilgi veren bazı kaynaklar ise onun Mekke’de İslamiyet’i kabul ederek memleketine döndüğünü ve daha sonra Müslüman olan Eş’arîlerle birlikte Ca’fer b. Ebû Tâlib ve arkadaşlarının Habeşistan’dan döndükleri tarihte Medine’ye gittiklerini, dolayısıyla Habeşistan’a hicret etmediklerini kaydetmektedir.

Peygamberimiz Dönemindeki Faaliyetleri

Ebû Mûsâ, Hayber’in fethinden sonra yapılan gazve ve seriyyelere katıldı. Huneyn Gazvesi’nde bozguna uğrayan düşman askerlerini takip etmekle görevlendirilen amcası Ebû Âmir el-Eş’arî kumandasındaki birlikte o da vardı. Ebû Âmir şehit düşerken, kumandayı kendisine bıraktı. Birlik Medine’ye dönünce, Resûl-i Ekrem her iki kumandana da dua etti.

Hz. Peygamber (s.a.v.), Ebû Mûsâ’yı Veda Haccı’ndan önce Yemen’in Zebîd, Aden, Me’rib ve sahil taraflarının zekâtını toplamakla görevlendirdi.

Resulullah (sav)’in Vefatından Sonra

Hz. Ebû Bekir’in halifeliği döneminde de Medine’de kalan Ebû Mûsâ, Ridde olaylarında, Esved el-Ansî ile mücadele etti. Daha sonra Medine’ye dönerek Suriye fetihlerine katıldı. Hz. Ömer onu, Mugīre b. Şu’be’den boşalan Basra vali ve kadılığına tayin etti (17/638). Bu görevlerinin yanı sıra Basralılara Kur’an öğretti. Valiliği esnasında Nusaybin, Dînever, Kum, Kâşân gibi birçok şehrin fethinde önemli hizmetler ifa etti. Ahvaz ve İsfahan’ı fethetti. Tüster’de İran ordusunu kuşatarak Hürmüzân’ı esir aldı ve halifeye gönderdi.

Daha sonra Hz. Ömer, Ammâr b. Yâsir’den boşalan Kûfe valiliğini de ona verdi (22/642-43). Ebû Mûsâ, Hz. Osman devrinde de Basra ve Kûfe valiliği yaptı. 29 (649-50) yılında valilikten azledilince, Kûfe’de Kur’an ve fıkıh öğretmeye devam etti; talebelerinin sayısı bazen 300’ü buluyordu. 34’te (654-55) Saîd b. Âs’ın azlinden sonra tekrar Kûfe valiliğine getirildi. Hz. Osman’ın şehit edildiği tarihte bu görevini sürdürüyordu.

Fitne Döneminin Kilit Adamı Ebu Musa el-Eşari

Cemel Vak’ası’nda tarafsız kalmayı tercih ettiği için Hz. Ali onu valilikten azletti. Ebû Mûsâ da Dımaşk taraflarında bir köyde inzivaya çekildi. Sıffîn Savaşı başlamadan önce, Hz. Ali’yi destekleyen bazı kimselerin hakaretine uğramasına rağmen fitne konusunda bizzat Hz. Peygamber’den duyduğu hadisleri rivayet ederek Kûfelileri bu savaşta tarafsız kalmaya teşvik etti. İki grup arasında barışın tarafsız hakemlerce gerçekleştirilmesi kararlaştırıldığı zaman Hz. Muâviye, Amr b. Âs’ı; taraftarlarının ısrarı üzerine Hz. Ali de Ebû Mûsâ’yı hakem olarak seçti. Hakemler, Ezruh’ta bir araya geldiklerinde, Hz. Ali ile Muâviye’nin azledilerek halifenin bir şûra tarafından seçilmesini kararlaştırdılar.

Ebu Musa el-Eşari’nin Tahkim olayındaki tutumu daha sonraki tüm olayların yaşanmasında belirleyici olmuştur. Ebu Musa el-Eşari’nin tahkimde Amr b. As tarafından kandırıldığı hep söylenir ama aslında bir kandırma yoktur. Ebu Musa’nın hayatına bakıldığında zaten tarafsız durmaya çalıştığı gözlenmektedir. O, iki tarafın dışında herkesin üzerinde ittifak edebileceği bir aday arayışındaydı ve tahkimde bunu uygulama fırsatı elde etti. Fakat Amr b. As (ra), Hz. Muaviye’nin adamıydı ve onun çıkarlarını korumak için gelmişti. Ebu Musa ise hz. Ali’nin adamı olmayıp tarafsızlığını net belirtmiş birisiydi. Burada, hz. Ali ve ekibinin böylesi önemli bir görüşmede kendisine tam bağlı olmayan birisini kendi temsilcisi olarak göndermeyi kabul etmesi yanlışlığına düşmüştü. Burada hata Ebu Musa’da değil, onu kendilerini temsil için gönderenlerindir. Ebu Musa, orada inandığını yaptı. Bazıları, Ebu Musa el-Eşari’nin saf olduğunu ve Amr b. As tarafından kandırıldığını söylese de ben bu görüşte değilim. O, aslında ne yaptığını biliyordu, kendince sorunu tarafsız bir halife ile çözmeye çalıştı ama bu davranışı olayları daha da içinden çıkılmaz hale getirdi.

Buna rağmen, vefat edinceye kadar da Hz. Ali ve ekibinin olduğu taraf arasında yaşadı. Şia, bu davranışından dolayı Ebu Musa’yı eleştirir ve hatta tekfir eder.

Vefatı ve Fazileti

42 (662-63) yılında vefat eden Ebû Mûsâ’nın, 43, 44, 53, 54 yıllarında öldüğüne dair rivayetler de vardır. Onun Kûfe’de mi yoksa Mekke’de mi vefat ettiği hususu ihtilaflıdır.[2]

Resulullah (sav), Ebû Mûsa’ya: “Allahım! Abdullah İbni Kays’ın günahını affeyle ve kıyamet gününde ona en güzel makamı ver.” diye dua buyurdu.

Çok güzel Kur’an okuyan, çok güzel sesi olan birisiydi. Kur’an okuyuşunu dinleyenler etkilenirdi. Bir gece evinin önünden geçen Resulullah (sav) onun içerden Kur’an okuyuşunu duydu ve bekleyip dinledi.  Sabahleyin onu görünce akşamki olayı anlattı ve “Buna Davud’unkine benzer güzel bir ses verilmiştir.” buyurarak takdirlerini ifade etti.

Ebu Musa, Resulullah (sav) daha hayatta iken fetva verebilen bir sahabi olarak şöhret yapmıştı. Bu bir sahabi için çok önemli özellikte. Saffan İbni Süleyman bu konuda: “Rasûlullah zamanında Hz. Ömer, Hz. Ali, Muâz İbni Cebel ve Ebû Mûsa el-Eş’arî (r. anhüm)den başkası fetva vermezdi.” diyor.

İbrahim Halil ER


[1] Buhârî, “Farzü’l-humus”, 15, Megāzî, 38, 55; Müslim, “Fezâilü’s-sahâbe”, 169.

[2] M. Yaşar Kandemir, DİA., Ebu Musa el-Eşârî Md., c.10, s.191

3. Dib, İslam Ansiklopedisi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

kadikoy escort adana escort adana escort diyarbakir escort diyarbakir escort mersin escort elazig escort sivas escort sivas escort erzurum escort erzurum escort didim escort corum escort tokat escort porno izle porno izle sikiş izle hd porno izle konulu porno gaziantep escort