Anasayfa 10 Tarih 10 Önemli Şahsiyetler 10 Sahabeler 10 Resûlullah’ın (s.a.v.) Elçisi: Ayyaş b. Ebi Rebia (عيّاش بن أبي ربيعة )

Resûlullah’ın (s.a.v.) Elçisi: Ayyaş b. Ebi Rebia (عيّاش بن أبي ربيعة )

Doğumu ve Ailesi

Asıl adı, Ebû Abdillâh (Abdürrahman) Ayyâş b. Ebî Rebî’a (Amr) b. el-Mugîre el-Kureşî el-Mahzûmî’dir. (ö. 15/636). Günümüz Türkiye’sinde sarhoş anlamına gelen ayyaş kelimesi aslında “Güzel bir hâle sahip, dirlikli, müreffeh yaşayan” anlamlarına gelmekte olup, “zahireci ve ekmekçi” manasında da kullanılmaktadır.

İslami Dönemi

İslamiyet’i ilk kabul eden Sahabelerdendir. Aynı zamanda Ebû Cehil’in ana bir kardeşidir. Hz. Peygamber (s.a.v.) daha Dârülerkam’a gitmeden önce Müslüman oldu. Müşriklerden ağır işkenceler gördüğü için karısı ile Habeşistan’a hicret etti. Oğlu Abdullah orada doğdu. 

Habeşistan’dan döndükten sonra Hz. Ömer’le beraber Medine’ye hicret etti. Kardeşleri Ebû Cehil ile Hâris b. Hişâm, Ayyâş’ı bir bahane ile Mekke’ye geri getirmek için yola çıktılar ve Kubâ’da kendisine yetiştiler. Annelerinin onu tekrar görünceye kadar yas tutmaya, saçına tarak dokundurmayacağına ve gölgeye çekilmeyeceğine yemin ettiğini söyleyerek Mekke’ye dönmesini istediler. Hz. Ömer, kardeşlerinin kötü niyetlerini sezerek bu oyuna gelmemesi için ısrar ettiyse de o, Mekke’de kalan bir miktar malını almak ve annesini ziyaret etmek düşüncesiyle dönmeye razı oldu. Ebû Cehil ve Hâris, kardeşlerini Mekke’ye götürüp hapsettiler ve Medine’ye dönmesine yıllarca engel oldular. Ayyâş; Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarına bu yüzden katılamadı.

Ayyâş Bin Ebi Rebia ra’nın başından geçen bu hâdise üzerine şu âyet-i kerime nâzil oldu: “Biz, insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Eğer onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) Bana şirk koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme! Dönüşünüz ancak Bana’dır. O zaman size yapmış olduklarınızı haber vereceğim.” (Ankebût: 8)

Onun ve onun vaziyetinde olan bazı Müslümanların durumuna çok üzülen Hz. Peygamber, uzunca bir müddet sabah namazlarında rükûdan doğrulduktan sonra, “Allah’ım! Velîd b. Velîd, Seleme b. Hişâm, Ayyâş b. Ebû Rebîa ve Mekke’deki diğer güçsüzleri kâfirlerin elinden kurtar.” diye dua etmiştir.[1] Bir müddet sonra Velîd hapisten kurtulup Medine’ye gitti. Hz. Peygamber (s.a.v.), Ayyâş ile Seleme’nin işkence altında yaşadıklarını öğrenince, Velîd’i tekrar Mekke’ye gönderdi ve birlikte Medine’ye kaçmalarını emretti. Onlar da üç günlük bir yolculuktan sonra umretü’l-kazâ’dan dönmekte olan Müslümanlara katılarak Medine’ye geldiler. Bunu duyan Kureyş kabilesi, Hâlid b. Velîd başkanlığındaki bir grup Mekkeliyi, onları yakalamakla görevlendirdi. Ancak Usfân’a kadar giden takipçiler, izlerine rastlayamayınca geri döndüler. Müşrikler daha sonra da onların iade edilmeleri için çalıştılar fakat sonuç alamadılar.

Hz. Peygamber, Tebük Seferi’nden sonra Ayyâşı, Himyerîlerden Hâris, Mesrûh ve Nuaym b. Abdükülâl’e elçi olarak gönderdi. Peygamberimiz, Hz. Ayyaş’a Himyerlileri İslam’a davet eden mektubu ver­dikten sonra şu tavsiyede bulundu:

“Onların yurduna vardıktan sonra geceleyin girme. Sabaha kadar bekledikten sonra güzelce bir abdest al. İki rekât namaz kıl. Allah’tan kurtuluş ve kabul dile. Allah’a sığın. Mektubumu sağ eline al, onlara sağ elinle, sağ taraflarından ver. Seni kabul ettikleri zaman onlara Beyyine Sûresi’ni oku. Onlar sana hiçbir delil getirmezler ki, boşa gitmesin! Hiçbir yaldızlı kitap vermezler ki, nuru sönmüş olmasın. Onlar sana kendi dilleriyle bir şey okudukları zaman, ‘Tercüme ediniz.’ de. ‘Allah bana yeter.’ dedikten sonra şu âyeti oku: ‘İşte onun için sen [tevhide] davet et. Ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların kötü arzularına uyma ve de ki: Ben Allah’ın kitaptan indirdiğine inandım ve aranızda adaleti gerçekleş­tirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabb’imiz, sizin de Rabb’inizdir. Bizim iş­lediklerimiz bize, sizin işledikleriniz de sizedir. Bizimle sizin aranızda tartış­mayı gerektiren bir durum yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar, dönüş de O’nadır.”

 Onların Müslüman olduklarında nasıl davranması gerektiğini de Hz. Ayyaş’a şöyle anlatıyordu: “Müslüman oldukları zaman, toplanıp önünde yere kapandıkları üç değneği iste. [Onların hangi ağaçtan yapıldıklarını da söyler.] Onları çıkarttır. Çarşılarının ortasında ateşe ver, yak!”

Hz. Ayyaş, Himyer yurduna gitti. Peygamberimizin talimatına göre hareket etti. Oradan ayrıldıktan sonra, Himyerlilerin reisleri bir elçiyle mektup göndererek Müslüman olduklarını bildirdiler.

Resulullah (sav)’den Sonra

Ayyâş, Hz. Ömer’in hilâfeti zamanında Şam’da vefat etti. Yemâme, hatta Yermük Savaşları’nda şehit olduğu da söylenir.

Fazileti

Hz. Peygamber’den rivayet ettiği birkaç hadis, Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inde (III, 420; IV, 347) ve İbn Mâce’nin es-Sünen’inde (Menâsik, 103) yer almıştır.

Kendisinden oğlu Abdullah, Enes b. Mâlik, mürsel olarak da Ömer b. Abdülazîz hadis rivayet etmişlerdir.[2]

İbrahim Halil ER


[1] Müslim, Mesâcid, 294-295

[2] Abdülkerim Özaydı, Dia., Ayyaş b. Ebu Rebia Md. C.04, s. 297.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

kadikoy escort adana escort adana escort diyarbakir escort diyarbakir escort mersin escort elazig escort sivas escort sivas escort erzurum escort erzurum escort didim escort corum escort tokat escort porno izle porno izle sikiş izle hd porno izle konulu porno gaziantep escort